Yakında bir bebeğim olacak inşaallah. Bu süreçte beni zorlayan şeylerden biri de ihtiyaçlarımı karşılamak için yeterince gezip dolaşamamak oldu. Ben de bu nedenle daha çok online alışverişe yöneldim. Bu anlamda seçenekler sınırsız ama güvenli ve hızlı alışveriş için elbette öne çıkan online mağazalar daha çok rağbet görüyor. Aslında şimdiye kadar bu tür alışverişlerden daha çok kampanyalı özel alışveriş sitelerini tercih eden biriydim. Bebek ve kendim için daha çok buraları tercih ederken arada bir standart ihtiyaçlar için bildik sitelerden birisi olan Hepsiburada. com'u da birkaç kez tercih ettim. Fakat gelin görün ki her seferinde bin pişman oldum. İlk alışverişimde sitede ürün altlarında yapılan yorumların tam aksine ürünlerim elime günlerhar günler sonra ve neredeyse tek tek ulaştı. Bundan ders almayan ben en son bebeğin doğumunda acil ihtiyaç diyeceğimiz türden şeyleri tek seferde halletmek düşüncesiyle sepete attığım bidolu şeyi bir çırpıda sipariş ettim. Gelin görünki sonrasında hiçbir şey bu kadar hızlı gelişmedi...
15 Mayısta verdiğim siparişten günler geçmesine rağmen ses çıkmıyordu. En son tam 11 gün sonra mailime iki ürün sevk maili aynı anda düştü ve fakat ertesi gün elime sadece bebek küvetinin olduğu bir tane paket teslim edildi. Birkaç gün bekledim ama diğer ürünlerimin olduğu ikinci paketten ses sada çıkmadı günlerce. Sonra hepsiburada.com'a durum hakkında bilgi almak üzere bir mail attım ve birkaç gün sonrada aradım. Mailde de talafonda da aynı şey söyleniyordu. Kargo bölümünde bir karışıklık olduğu ve birkaç gün içinde çözecekleri şeklinde. Günler geçiyor yine ses çıkmıyordu, artık konuya eşimde dahil olmuş ve neredeyse her gün hepsiburada com'u arıyor yada mail yazıyor ve her seferinde de aynı türden cevaplar alıyorduk... Bu arada hamilelik stresime eklenen bu saçma durum beni gün geçtikçe daha da üzüyordu. Sırf zamandan tasarruf amacıyla tercih ettiğim bu alışveriş sayısız mail ve dakikalarca süren telefonlar yüzünden bir sürü zamanımı çalmış ve üstüne beni stres topuna çevirmişti, işin kötüsü sonuç hala sıfır elde var sıfırdı.
Sözüm ona mağaza yetkilileri hala kargodaki sorunu araştırıyordu. Alışverişin üzerinden artık bir ay geçiyordu ki yani 15 Haziran gibi, bu kez artık belki ilk başta yapmamız gereken para iadesi talebinde bulunduk. Aynı gün içinde lojistik alt yapı yenileme çalışmaları nedeniyle kargoda sorunlar yaşadıklarını ifade eden ve ürünlerimizi bedelsiz! olarak yeniden kargolayacaklarını vaad eden bir mail geldi. Hiç özürsüz ve mantıklı bir açıklama olmaksızın ürünlerimiz tam bir ay boyunca teslim edilmemişken şimdi bedelsiz olarak artık o da ne demekse bize kargolanacağı vaad ediliyordu bu kez. Tekrar beklemeye başladık. Bu kez ayın 20'sinde yani yine 4 günün ardından, hiç özürsüz ve sanki ben siteye yeni sipariş vermişim gibi bir dille yazılmış bir mail düştü mail kutuma. Siparişleriniz en kısa sürede teslim edilecektir türünden bir ifadeyle. Bugün ayın 23'ü, yani hepsiburada.com!a sipariş verişimin üzerinden bir ay bir hafta geçti ve ürünlerimin tedarik sürecinde olduğu yazıyor hala sitedeki siparişlerimn bölümünde...
Aynı ile vaki anlattığım olayların üzerinden sadece şunu söylemek istiyorum... Bu kadar ciddiyetsiz bir alışveriş sitesine daha önce hiç rastlamamıştım umarım bundan sonra da rastlamam. Bir daha bu siteden bir çöp bile alırsam kendimden şüphe ederim.... Bunca yıllık halkla ilişkiler meslek hayatımda bu kadar müşteri memnuniyetini takmayan, önemsemeyen bir marka daha görmedim. Üstelik bu site bu ülkenin koskocaman bir holdinginin uzantısıyken ve yapılan her yanlış ya da doğru iş ona mal edilirken... Sonuç itibariyle hepsiburada insanlarla dalga geçiyor, işini kesinlikle doğru yapmıyor. Yaşadığım maağduriyet elbette burada kalmayacak. Ürünlerim sağ salim elime ulaşsa bile bu konuda yaşadığım mağduriyetin hesabını sormaya devam edeceğimi bilmenizi isterim. Bence herkeste böyle yapmalı.
Son olarak hepsiburada, sorumlu nerede, iş ahlakı nerede?
DÖK İÇİNİ, DUYUR SESİNİ!
23 Haziran 2011 Perşembe
17 Mart 2011 Perşembe
Papatyalarıma Dokunma!
İstanbul'a bahar geldiğini sınırlı sayıda kalan boş alanlarda kendiliğinden açan kır çiçeklerinden anlıyoruz. Papatyalar, sarı, mavi, mor çiçekler... Ancak bir kaç senedir baharı yaşayamadan Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından bütün o çayırlar çim biçme makineleri ile biçiliyor. Özellikle boğaz köprüsünün etrafı ve otoyolların etrafındaki yeşillik alanlar ot çiçek demeden dümdüz ediliyor. Ben doğa sever biri olarak bu durumdan hiç hoşnut değilim. Daha otlar kurumadan, çiçekler solmadan neyin temizliği yapılıyor anlamıyorum. Bırakın insanlar koca binaların arasında kalan biraz doğa kırıntısını seyretsin. Ayrıca Park ve Bahçelerin düzenlediği alanlar doğal çiçeklerden daha güzel değil. Lütfen Doğal güzelliği katledip, paralar harcayarak estetikten yoksun alanlar yaratmayın...
7 Mart 2011 Pazartesi
Modifiye Mısır Nişastasından Haberiniz Var mı?
Mısır nasıl modifiye edilir biri bana anlatsın, araba mı modifiye ediyorsunuz. Kaç zamandır tartışıladuran ama bir önlemde alınmayan modifiye mısır nişastası yani besbelli GDO'lu olan bu ürün market reyonlarındaki hemen hemen bütün ürünlerde mevcut ve hiçbirisinde de GDO'lu ürün etiketi yok malesef. Hatta bebek mamalarında, pürelerinde bile. Aylar önce alınan şu karara ve yapılan haberlere rağmen. Evet bunu malesef geçen günkü market ziyaretimde farkettim. Şimdiye dek hiç ilgi alanıma girmeyen bu alanda biraz araştırma yaptım kendimce ve dehşete kapıldım resmen. İnşaallah ilerde bebeğime hazır gıdalar yedirmeyi düşünmüyorum, ama ya evdeki hesap çarşıya uymaz, ya hayalini kurup planlarını yaptığım şeyler tutmazsa, Üzerinde bağıra bağıra doğal yazan, katkısız yazan ve ekranlarda boy boy reklamı yapılan bebek gıda markasının içeriğinde yazıyordu bu ürün.Ya peki bu ürünlerden ve bebeklere vereceği zararlardan haberi olmayan masum tüketici ne olacak. Bugün yine bir haber okudum, çikolatalar da masum değil. Hadi tüketici unuttu medyanın gündeminden düşünce, firmalar da yasalara aldırış etmiyor, peki bu ülkenin tarım bakanlığı ve diğer yetkilileri ne yapıyor... Çok moralim bozuk, çok. Tüketici olarak elimiz kolumuz bağlı mahkumuz resmen. Ya da her biri için kuşanıp mücadeleye gireceksin tek tek. Girmiyor değiliz giriyoruz da yeri gelince ama hepsi o kadar kontrolsüz ve o kadar rastgeleki hangi birisinden başlayıp, ne yapacaksın... Umutsuzluk en kötü şey biliyorum ama her şeyden önce sosyal devlet anlayışı gereği beni ve haklarımı koruması gereken devlet karşısında bu kadar çaresiz konuma düşünce üzülüyor ve öfkeleniyorum. Umarım bu öfke bir şeyleri tetikler ve ufak da olsa bir adım atılır bu sayede. Hayatımız bu kadar ucuz olmamalı... Bu arada böyle bir şey de var.
1 Mart 2011 Salı
Bloğuma Dokunma!
Yazacak o kadar çok şey varken gelde bunu yaz, olacak şey mi. Youtube, fizzy derken şimdi de sosyal paylaşım ağlarından belki de en samimi siolan bloglar kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya... İzinsiz maç yayını yapan ya da cinsel içerikli yayın yapan bloglar gerekçe gösterilerek bütün bloglar yasaklanmayla karşı karşıya. Daha önce de yapılan bu girişime tepki koymalı sesimizi duyurmalıyız.
Kimse bloğumuza dokunamasın...
Kimse bloğumuza dokunamasın...
16 Şubat 2011 Çarşamba
Hırsızlar İş Başında...
Geçenlerde hergün geçtiğim Ayvansaray Metrobüs üstgeçidinin korkuluklarının bir kaçının yok olduğunu gördüm. Tahminim buldukları her metali söküp götürmeye çalışan hırsızlar tarafından çalınmış olmasıydı. Hemen Beyaz Masa'ya mail yazdım. Aynı gün içinde cevap aldım. İnceleme yapıldı ve korkuluklar tamir edildi diye. Evet gerçekten de yapıldı. Şimdi iki gündür yine korkuluklar ikişer üçer yok oluyor. Dün yine çalışanlar yenilerini takıyorlardı. Ancak bu sabah pes dedim. Çünkü yine iki korkuluk yürütülmüştü.
Bu ne biçim insanlık anlamıyorum. Kamu malına zarar bir tarafa en önemlisi o boşlukların telafisi olmayan bir kazaya neden olabilme ihtimali....
Ben yine üzerime düşeni yapacağım. Beyaz Masa'ya mail atacağım ama sanırım bu adamlar yakalanmadan bunun sonu gelmeyecek. Nöbet mi tutarlar yoksa kamera mı koyarlar bilmiyorum ama bir çözüm bulunmalı...
28 Ocak 2011 Cuma
Gerçekten de çok açıklayıcı(!) ve yüreklere su serpen(!) cevap için TURKCELL'e teşekkür ediyorum…
Tarifenizde piyasa şartlarına göre fiyat ayarlaması yapılmıştır. Zaman zaman tarife ve kampanyalarda bu şekilde düzenlemeler yapılabilir. Bu durumdan, siz müşterilerimizin en az şekilde etkilenmesi adına, hediyesiz Alo 60 ve Alo 120 (single-double) paketleri için paket dakkikaları arttırılmıştır. Ayrıca daha önce sadece Turkcell yönüne olan dakikalarınız yurtiçinde heryöne geçerli hale getirilmiştir. Artık tüm Turkcell, sabit hat ve diğer operatörleri doya doya arayabilirsiniz.
Saygılarımızla,
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
22 Ocak 2011 Cumartesi
Turkcell'den şikayetçiyim!
11 yılı aşkın bir süredir yediğimiz tüm kazıklara rağmen Turkcell kullanmaya devam ettik. Ekonomik olsun diye abone olduğumuz Alo paketlere sürekli minik değişiklikler yapılarak ( göz boyama değişiklikleri ) zam yapılıyor. Zaten o paketlerdeki dakikalar da yetmiyor nedense? Birden bitiveriyor. Üstelik bizim talep etmediğimiz hizmetlerin ( Mesela son 48 saatlik kullanım hariç şu kadar dakikanız kaldı mesajlarını canının istediği sayıda ve zamanda gönderiyor ) ücretleri de faturaya yansıtılıyor. Artık daha fazla Turkcell'e para kazandırmak istemiyorum. İnsanların üzerinden kazanılan paraları İstiklal Caddesindeki aptal reklamlarına harcamak yerine insanlara iyi ama ucuz hizmet olarak verseler daha anlamlı olur ve asıl reklamı o zaman yapmış olur Turkcell. En kısa zamanda daha ekonomik konuşma sağlayan diğer operatörlerden birine numaramı taşıyacağım ve ailemdeki diğer beş kişinin de numaralarını taşımasını sağlayacağım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

